Okuyucu
Yataktan
kalmamak için çok çaba versem de kendimi ayakta buldum. İlginç bir şekilde
günün genelde bu saatlerinde birinin bana seslendiği hissine kapılıyordum.
Hiçbir ses duymadığım halde birinin benimle konuştuğunu sanıyordum. Aptalcaydı
ve bu ev arkadaşlarımı korkutuyordu. Müzik setinin oynat tuşuna bastığım anda
başımla ritim tutmaya başladım. Sabahları sağlam müzik dinleyerek ayılmak
gibisi yoktu. Alt kata inip duşta kimsenin olup olmadığını kontrol ettim ve
“Tanrı’m lütfen biri benden önce duşa girmesin, yalvarırım.” Diyerek geri dönüp
bir havlu, lif ve şampuanlarımı alıp banyoya koştum. Duam duyulmuş olmalı ki
ben kapıyı kapattıktan on saniye kadar sonra kapı yumruklandı. Oldukça kibirli
bir kahkaha patlatıp “Bu kez bende dostum!” dedim. Keyifle duşumu aldım ve
havluma sarılıp yukarı çıktım. Saçlarıma şekil verdikten hemen sonra odamda her
zaman kilitli olmak zorunda olan mini buzdolabını açtım ve bir bira aldım. Daha
iyi hissettiğime inanarak alt kata indim. Trevor’ın kız arkadaşının kusursuz ve
oldukça lezzetli sandviçlerinden iki tane aldım. Üst kata çıkana kadar birini
bitirmiştim bile. Diğerini de arabanın anahtarlarını ararken bitirdim. Bugün
Çarşambaydı ve araba benimdi. Ev düzenine göre, istisnai durumlar dışında araba
herkeste ikişer gün kalıyordu. Dört kişilik bir öğrenci evinde tek istisnai
durum birimizin gerçekten güzel bir kız tavlamasıydı. Önce oldukça kilolu ve
oldukça disiplinli anneme, oradan kız kardeşim Maggy’ye uğradım. Annemden biraz
kredi çekip, ardından mutfaktan birkaç gün yetecek kurabiye çaldıktan sonra
Maggy’nin misafir ettiği süslü ve bazıları gerçekten güzel arkadaşlarına en
sempatik gülüşümü gönderdim ve bara gittim.
Bar
çoğu zamanın aksine bugün daha boştu ve bu benim için yan gelip yatılacak güzel
bir gün demekti. Havluyu sırtıma atıp 37 ekran televizyonu açtım ve kanallarda
gezinmeye başladım. Bir ara birinin adımı söylediğini duydum. Sağa sola
bakındım ama görünürde beni çağıran, hatta bana doğru bakan biri bile yoktu.
Birkaç dakika sonra tekrar: “Okuyucu! Ben Toprak Çağıran’ın. Kite. Bizi duy
Okuyucu’m!”. Bu kez neredeyse gerçek gibiydi ve ilk kez bu kadar net duymuştum.
Sesin dışarıdan gelmediğinin farkındaydım. Doğum lekemin tam üstünde bir yanma
hissettim. Sonra kendime bir öneride bulundum: “Sabahları bira içmekten vazgeç.”.
Ardından başımı televizyona çevirdim ve kanal değiştirmeye devam ettim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder